Profilo di SERDAR CEMALHENDEKLİ SERDARFotoBlogElenchiAltro ![]() | Guida |
|
|
01 marzo DERSŞERİslamiyet'in özünü anlayamazsak, felaketler er geç kapımızı çalar... Sabah kalkıp günlük işlerine başlayan bir insan, isterse işlerin bütününü ibadete çevirebilir. Böyle bir kimse, Allah'ın emirlerine uygun olarak ellerini, ayaklarını çalıştırmalı. Helal işler yapmalı, helal yerlere gitmeli. Böylece işlerimizin bütünü "ahiret ekini" haline gelir. Son birkaç asır içinde, yanlış anlaşılan bir husus var; namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekat vermek ve kelime-i şahadet getirmek, ahiret kazancı için, alışveriş, ilim tahsili ve sanat öğrenmek de dünya kazancı için sanılmış. İbadet kelimesinin manası tam kavranmadığından bu neticeye gidilmiş. İbadet, Allah'ın emirlerine uymak, yasaklarından kaçmaktır. Öyleyse namazı kıldıktan sonra helal kazanç peşinde koşan adam, ibadet yapıyor demektir. Müslüman bir doktor, Müslüman bir tüccar, Müslüman bir fizikçi ve Müslüman bir memur helali haramı hesaba katarak çalışmalarına istikamet veriyorsa, ibadet içindir. Bu demek değil ki, "İslam'ın beş şartı" ismi altında toplanan emirler yerine getirilmeyecek... Onları anlayarak yerine getiren kimse, zaten hayatını ibadete çevirir. Bunun karşılığında Allah'ın rızasını alır. Bunun karşılığında da ebedi saadet denen cennet hayatına hak kazanır. Ahiret ekimi böyle yapılmış olur. Böyle çiftçilerin ambarı, dünyada da dolu olur. Ekseri kimselerin hatalı olması neticesinde, bir felaket gelebilir. İnsanların sapık fikirlerindeki Nemrud gibi inadı, Firavun gibi gururları şişerek, ta semavata yükselince ona bir iğne batırılır. Bu iğnenin adına, sel felaketi, bulaşıcı hastalık, harp ve zelzele denir. İsmi ne olursa olsun, bu felaketlerle insanın kendine aşırı güvenmesi, maddeyi putlaştırması bir anda sönüverir. O zaman insan kul olduğunu hatırlamak zorunda kalıyor... Bugün Müslümanların hissesine düşen felaket miktarı çok fazla. Zira onlar da, büyük ölçüde İslamiyet'ten uzaklaşmış. Allah, yirmi dört saatten birini istedi. Hayatın sırrını, dünya ve ahiretin saadetini öğrenmemiz için... Bu sırlar, namazda okunan ayetlerin içindeydi. Namazın mana ve ruhu, kurtuluşumuzun sırrını taşıyordu... Biz tembellik ettik... Gaflete daldık, bunu yapmadık... Cezası, beş senede her günün yirmi dört saatinde harp meydanlarında koşarak, talim yaparak, bir nevi namaz kıldık. Bir ömrün kaza namazlarını sanki eda ettik... Oruç da öyle... Aç kaldığımız günler, kefaret gibiydi. Allah'ın kuluyduk. Allah'ın mülkünde yaşıyorduk. Kendi verdiği malından kırkta bir yahut onda bir nispetinde zekat istedi. Biz vermedik. O, malımızı düşmana çiğnetti, sel önünde gitti, toprak altında kaldı. Salih amel ikidir. Biri müspettir ki, biz onu isteyerek yaparız. Diğeri zorla yaptırılır. Birinci Dünya Harbi'nde sanki bu millet, kendi kanıyla abdest aldı, fiilen tövbe etti. Milletin beşte biri şehit oldu. Belki birkaç asrın günahı birden silindi. Saadetin her türlüsünden felaketin her çeşidine kadar her şey başımıza gelebilir ve halden hale düşebiliriz. Her meselenin hallini İslam'da aramalıyız ve bulmalıyız. Bilgimiz kâfi gelmiyorsa okuruz. Kitapta bulamadıksa sorarız. Göreceksiniz ki, her manevi derdin dermanı İslamiyet'te vardır. Dinden uzak kalmanın getireceği felaketleri düşünmeyip, bunun dışında felaket arayanlar, sineğin ısırmasından kaçıp yılanın ağzına düşer... HEKİMOĞLU İSMAİL ÖNEMLİ HABERSAĞLIK
SPOR
BÜLENT ERSOYA CEVAP GELDİ!
27 febbraio DEV PİTONEvcil Piton evin köpeğini yuttu
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Komiğim; ama çaktırmıyorum! | |
|
SERDAR CEMAL SÜZEROĞLU Televizyon veya sahne dünyamızın kimi komik simaları sinemaya pek meraklı. Ekranda ve sahnede boy gösterdikten sonra şanslarını bir sinemada deniyorlar. Komik olmaya komikler de, esprilerini beyazperdeye aynı maharetle taşıyabiliyorlar mı? İşte o kısmı tartışılır.
Bu hafta gösterime “Recep İvedik” giriyor. Koyu Şahan Gökbakar hayranları bu ‘tip’i artık neredeyse ezbere biliyorlar. Sacha Baron Cohen gibi, Gökbakar da TV programının en popüler (ve en potansiyelli) kahramanını alıp sinemaya taşıdı. Gerçi filmin “Borat” kadar ‘özgün’ olduğunu iddia edemeyeceğiz, ama şurası da bir gerçek ki Recep İvedik, sık sık çevremizde de rastladığımız, maçoluğumuz ile asabiyetimizin defolu harmanının bir ürünü ve hakikaten komik bir tip. Hepimizin içinde ondan bir parça olduğu gibi, çevremizde topluma aynen Recep İvedik misali entegre olmuş bir avuç insan da muhakkak var. Gökbakar şimdilik kardeşi Togan Gökbakar’ın çektiği filmlerle yoluna devam ediyor. İlk filmleri de korku/gerilim türündeki “Gen”di hatırlarsanız. O film de en azından korku filmi yapamamaktan muzdarip olduğumuz bir dönemde vasatın üzerine çıkabilmeyi başarmıştı. (Abi Gökbakar’ın rolünün ufacık olduğunu da pas geçmeyelim) Sinemada kalıcı olmayı bir hayli önemseyen (gerçi kim önemsemiyor ki) Gökbakar, bu iki projenin senaryosuna katkıda bulunarak işin yaratım aşamasında da ‘kontrollü’ bir güç sergilemek istediği sinyallerini veriyor. Muhakkak ki bir gün gözüne kameranın arkasını da kestirecektir, ama şimdilik temkinli ve ağır adımlarla ilerliyor bu yolda. Ya öteki ‘komiklerimiz’ ne yapıyor dersiniz? Okan Bayülgen Filmleri: İstanbul Kanatlarımın Altında, Ağır Roman, Hemşo, Komser Şekspir, Oyunbozan, Romantik, Gülüm, Sınav En popüler işi: Hemşo, Komser Şekspir, Sınav En iyi işi: Ağır Roman Bu toplamın içerisinde en ‘oyuncu gibi oyuncu’ isim o. Fakat ne yazık ki gidişatı kariyerinin ilk dönemi kadar parlak değil. Bir dönem “Bu televizyon programlarını iyi projelere kapı açsın diye yapıyorum” derken, artık böyle bir kaygısı yokmuş gibi bir hal ve gidiş sergiliyor. Son yıllarda elle tutulur tek bir rolle karşımıza çıkmadığı gibi, performansları da insana dudak büktürüyor. “Romantik” zaten tatsız bir Sinan Çetin şakası gibiydi, şimdilik son filmi olan “Sınav”da ise rolü konuk oyunculuktan öte değildi. Şu sıralar televizyona verdiği ara umalım ki onun için iyi bir dönüş bileti olsun. Ata Demirer Filmleri: Neredesin Firuze, Vizontele Tuuba, Kısık Ateşte 15 Dakika, Osmanlı Cumhuriyeti En popüler işi: Neredesin Firuze En iyi işi: Neredesin Firuze Şu sıralar Gani Müjde’yle yeni filmleri “Osmanlı Cumhuriyeti”ne son rötuşları yapmakla meşgul. O da sinemada temkinli yol alanlardan. Ezel Akay’ın da ilk filmi olan “Neredesin Firuze”de, performansıyla filmi onca usta ismin elinden adeta ‘çaldığı’ kimselerin gözünden kaçmadı. (Ki Haluk Bilginer, Demet Akbağ ve Cem Özer’i ihtiva eden bir filmden söz ediyoruz.) 2003 tarihli o film Demirer’in de artık iyiden iyiye parladığı bir döneme denk gelmişti ve iyi bir başlangıç noktasıydı. Doğrusu, her ikisi de birbirine yakışmıştı. Ondan sonra “Vizontele Tuuba”da küçük bir rol ve dibi yanmış bir proje olan “Kısık Ateşte 15 Dakika” geldi. TV programı da bir köşeye çekildi. Amma velakin muhtemelen Gani Müjde’nin “Kahpe Bizans”tan sonraki ikinci filmi “Osmanlı Cumhuriyeti” vesilesiyle dönüşü ‘muhteşem’ değilse de, ‘muhteşeme yakın’ olacaktır. Yılmaz Erdoğan Filmleri: Vizontele, Vizontele Tuuba, Organize İşler En popüler işi: Vizontele Tuuba En iyi işi: Vizontele Akranlarına göre yönetmenliğe en çok heves eden ve geride bıraktığı üç filmle de bunu enikonu kıvıran tek istikrarlı isim şimdilik. BKM’de büyük bir ahenkle yıllardır çalıştığı bir ‘oyunculuk klanı’ var ve doğrusunu isterseniz onlarla birlikte hem eğlenceli hem de kaliteli ‘izlence’ler sunuyor bizlere. Lakin yönetmenlik konusundaki iddiasını özellikle en kuvvetli yönü olan kalemiyle de desteklemesi lazım. Üç filmine de bakanların ortak görüşü, onun kadar satırları kuvvetli bir yazı adamının, iş senaryo yazmaya gelince acemice hatalara düşmesi. Hâlâ en iyi filmi ilk filmi ve bunda bizleri Türkiye’nin güneydoğusuna götürdüğü yolculuğunun barındırdığı özgün lezzetin payı büyük. Komedi yönünü beyaz perdeye başarıyla taşıması ve “Organize İşler”de “Vizontele” serisinde yaptıklarından kaçınmaya çalışması, yani izleyiciyi farklı yollardan güldürmenin peşinde koşması en azından kendini tekrar etmekten kaçındığına güçlü bir delalet. Ondan çok daha yaratıcı işler bekliyoruz. Beyazıt Öztürk Filmleri: Nihavend Mucize, Dansöz, Sır Çocukları, O Şimdi Mahkum, Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü En popüler işi: Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü En iyi işi: Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü Genelde programı vesilesiyle filmlere konuk oyunculuk kontenjanından dahil oluyor. Ama aslına bakarsanız buradaki toplama biraz göz atınca Okan Bayülgen’den sonra ilk filmi bunca eskiye uzanan neredeyse tek ismin o olduğunu fark edersiniz. Atıf Yılmaz’ın “Nihavend Mucize”sinde Türkan Şoray ve Haluk Bilginer gibi iki ustayla karşı karşıyaydı 1997’de. Ondan sekiz yıl sonra yine Bilginer’le, bu kez Ezel Akay’ın ikinci filmi “Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü”de bir araya geldi. Türk gölge tiyatrosunun iki kahramanından Hacivat’ın kostümü onun üzerindeydi ve ne yalan söylemeli Beyaz bu rolün altından kalkmayı beceriyordu. Ne var ki, bu listedeki pek çok kişinin tersine, sinemayla ilgili hayalleri hep mütevazı oldu ama fırsat verildiğinde de bir karaktere bürünmekte zorlanmayacağını göstermeyi bildi. Cem Yılmaz Filmleri: Herşey Çok Güzel Olacak, Vizontele, G.O.R.A., Organize İşler, Hokkabaz, A.R.O.G. En popüler işi: G.O.R.A. En iyi işi: Hokkabaz Hayatta hiçbir şeyi ciddiye almıyorsa da, hiç değilse sinemayı alıyor. Stand-up gösterileri sayesinde büyük bir yetenek olduğunu kanıtladığı yıllarda, 1990’ların sonlarına doğru ilk senaryosu “Herşey Çok Güzel Olacak”ı yazarak ve projede de oyuncu olarak yer alarak iyi bir start aldı. Yılmaz Erdoğan’ın iki filminde de kısa rollerle büyük sükse yaptı. Hele “Organize İşler”deki mafya babası Müslüm Duralmaz’la Sinema Yazarları Derneği tarafından En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında aday bile gösterildi. Kazanamadı ama gene de işi şakaya vurmaktan ve sinemada sonuna kadar mücadele etmekten vazgeçmedi. “G.O.R.A.” müthiş bir gişe başarısı yakalayarak onun yıldızının parlaklığını iyiden iyiye ispatladı. “Hokkabaz”la yönetmenliğe de daldı Ali Taner Baltacı’nın yanında. A’dan Z’ye eksiksiz bir yol filmi idi bu ve bir illüzyonistin komediyle soslanmış dramını anlatması bakımından da ona cuk oturan bir projeydi. Şimdi “G.O.R.A.”ya bir devam filmi çekmekle meşgul. O harflerin açılımının ne olduğunu hiçbir zaman doğru dürüst ifşa etmediği gibi, “A.R.O.G.”un da ne manaya geldiğini bilen birilerinin çıkması pek mümkün gözükmüyor. Fakat projenin şekli şemali belli. Arif bu kez Taş Devri’ne gidecek. Aralık ayında vizyona girecek “A.R.O.G.”un “Alien” filmine saygı duruşu niteliğindeki teaser fragmanını pek çoğunuz keyifle izlemiş olmalı. |
| ||||||||
|
Açıklamada, 5 TSK personelinin de şehit olduğu belirtildi. Bugün bölgeye takviye maksadıyla gelen terörist gruplarla sağlanan sıcak temasın 2 ayrı bölgede aralıklarla devam ettiğini açıklayan Genelkurmay Başkanlığı, harekatın başlangıcından itibaren en kapsamlısı olan ve dün gece boyunca süren çatışmalarda şuana kadar 77 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirtti. Bu rakamla, etkisiz hale getirilen toplam terörist sayısının 230'a ulaştığını açıklayan Genelkurmay, ayrıca alınan emarelerin halen sıcak temas bölgesindeki terörist grupların içinde örgütün bazı üst düzey isimlerinin olabileceğine işaret ettiğini dile getirdi. Dün akşam saatlerinden itibaren başlayan bu çatışmalarda 5 güvenlik görevlisinin şehit olduğunu duyuran Genelkurmay, "Harekat süresince ayrıca 3 Geçici Köy Korucusu (GKK) şehit olmuştur. Derinlikte belirlenen terörist mevzileri ve barınma yerleri, uçaklar ve karada konuşlu uzun menzilli destek silahları ile ateş altına alınmıştır. Havanın kısmen düzelmesiyle birlikte, bütünleme ikmali ve takviye faaliyetleri tamamlanmıştır. Birliklerimiz, sorumluluk sahalarındaki arazi arama tarama faaliyetlerine ve örgütün lojistik altyapısının tahribine devam etmişlerdir. Harekatın başından itibaren, manevra birlikleri tarafından 47 mağara, 187 barınak ve sığınak, 29 hafif silah mevzii, 38 uçaksavar mevzii ve 11 ulaştırma tesisi kısmen ya da tamamen tahrip edilmiştir. Harekat süresince bölgedeki 48 hedef grubuna (225 hedef) hava taarruzu icra edilmiştir. Bu kapsamda, teröristlere ait 13 uçaksavar mevzii, 69 mağara, 87 barınak, 5 eğitim tesisi, 21 lojistik tesis, 12 komuta merkezi, 11 muhabere tesisi ile 7 ulaştırma tesisi tam isabetle vurulmuştur. Aynı dönemde, kara ateş destek vasıtaları 475 ayrı hedefi ateş altına almışlardır. Harekat, birliklerimizin üstün yetenekleri ve erinden generaline tüm personelin eşsiz özveri ve kararlılığıyla sürdürülmektedir." ifadelerini kullandı. | ||||||||
| Sokağa çık(a)mayan çocukları büyük tehlikeler bekliyor! | |
|
SERDAR CEMAL SÜZEROĞLU Her geçen gün gelişen teknoloji ve annelerin sokağa karşı duydukları güvensizlik, çocukların eve hapsolmasına neden oluyor. ‘Deneyerek öğrenme’ çağında sokaktan kopan çocuklar, bilgisayar oyunlarıyla hayatı ‘sanal’ olarak yaşıyor. Yale Üniversitesi’nden iki profesörün 10 ülkede yaptığı araştırma, birbirinden ilginç sonuçları gözler önüne seriyor.
Belli bir yaşa gelip de, ‘şimdi çocuk olmak varmış’ demeyenimiz yoktur. Mahalle maçlarını, saklambacı, körebeyi, misketi, çelik-çomağı, uzuneşeği, beştaşı, sekseği, topacı özlemeyenimiz var mıdır sahiden? Hele ki şu birkaç gündür, karla kaplı yükseklerden kaymak istemeyenimiz olmuş mudur? Kire pasa bulaştığımız ve düşe kalka büyüdüğümüz o günler, ne de güzel günlerdi! Geçmiş günlerinin hatıralarını bir kenara bırakarak yazının devamını okuyacak olan anne ve babalar, çocuklarını bekleyen büyük bir tehlikeden haberdar olacaklar. Farkında mısınız, çocuklarınız dışarıya artık eskisi kadar çık(a)mıyor! Özellikle de büyük şehirlerde yaşayan ailelerin çocukları… Çocukların sokağa çıkamaması, pek çok sorunu da beraberinde getiriyor. Bunların en başında da çocukların ileride ‘sanal bir insan’a dönüşmesi yer alıyor. Sokağın ‘deneyerek öğrenme’ ortamından uzak kalan çocuklar soluğu; televizyon, bilgisayar, playstation ve diğer teknolojik oyuncakların başında alıyorlar. Bu durumda, hem hayatın gerçeklerinden bihaber hem de bilgisayar ortamında öğrendiklerini gerçek sanarak büyüyorlar. Yapılan araştırmalar, çocukların deneyerek öğrenme faaliyetlerinin son on yılda büyük oranda azaldığını gösteriyor. Son olarak Unilever firmasının öncülüğünde Yale Üniversitesi’nden Prof. Dr. Jerome Singer ve Prof. Dr. Dorothy Singer’a, 10 ülke (ABD, Arjantin, Brezilya, Birleşik Krallık, Fransa, Türkiye, Hindistan, Tayland, Çin, Güney Afrika) ve bin beş yüz anne üzerinde yaptırılan araştırma, özellikle şehir hayatında gelişen yaşam biçimleri ile annelerin çocukları üzerindeki değişen davranışlarına ışık tutuyor. Belirtilen ülkelerde 12 ve altı yaşlarda çocuk sahibi olan 150 annenin katıldığı anket, ilginç sonuçlar ortaya koyuyor. Dünyadaki annelerin yüzde 63’ü çocuklarının, çocukluklarından mahrum bırakıldığına inanıyor. Yüzde 79’u ise deneyimsel öğrenmenin unutulduğunu düşünüyor. Araştırma, ülkemizdeki annelerin içinde olduğu ruh halini saptaması açısından da bir hayli önemli. Buna göre Türkiye’deki anneler, bir yandan çocuklarına güvenli ve mutlu bir gelecek sağlamak isterken, öte yandan da çocuklarının bu geleceğe ulaşmak için ihtiyacı olan ‘yaşayarak öğrenme hakkını’ kullanmasına, inansalar ve arzu etseler de, kaygıları sebebiyle istedikleri kadar yardımcı olamıyorlar. Bu durumun giderilmesi için de annelerin, kaygılarının gerçekçi olmayan kısımlarıyla ilgili bilgilendirilmesi gerekiyor. Yine de annelerin, durum ne olursa olsun, çocuklarının sağlıklı gelişebilmesi için onlara sokakta oynayabilecekleri uygun bir ortam oluşturmaları gerekiyor. |
| Tür | Daire | Tip | SATILIK |
| Şehir | İstanbul | İlçe | Ümraniye |
| Mevki : | SONDURAK | ||
| Oda + Salon : | 2+1 , | ||
| Ücret | 100.000YTL | Alan | 95 m2 |
| Isıtma Sistemi | DOGALGAZ-KOMBi | Yaş | 2007 |
| Kat | 1 | ||
| Asansör | VAR | ||
| Mobilya | YOK | ||
| Otopark | KAPALI | ||
| Beyaz Eşya | YOK | ||
| Adres | İŞLETİŞİM ADRESİ | ||
| Koşullar | KREDİYE UYGUN | ||
| Özellikleri : | ARKA ÇEPHE,LAMİNANT PARKE,ÇELİK KAPI,BAHÇE. | ||
|
|
|
Genelkurmay: Birbirlerini ajanlıkla suçluyorlar Genelkurmay Başkanlığı, Irak’ın kuzeyine yönelik operasyonlarla ilgili açıklamasındra istihbarat bilgilerine de yer verdi. Açıklamada, harekat bölgesinde elde edilen hassas kaynak istihbaratından, çaresizlik içindeki örgüt mensuplarının birbirini ajanlıkla suçladıkları, bir kısmının Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı koymak istemediği; bazı gruplar arasında çıkan iç çatışmalarda ise ölen ve yaralananlar olduğunun öğrenildiği ifade edildi. |
| Sıra gezmeleri | |
|
SERDAR CEMAL SÜZEROĞLU Kış mevsimi, ev gezmelerinin, dostlarla bir araya gelmenin fazlalaştığı bir zaman dilimidir. Özellikle hanımlar arasında bu buluşmalar sık sık yapılır.
Sevdiklerimizle bir arada olmak, sıcak çayların, kahvelerin eşlik ettiği sohbetlerle bir kuş gibi hafifleyerek ayrıldığımız gezmelere kim hayır diyebilir ki? Bir İngiliz dostum, sizde bu gezmeler mükemmel bir tedavi sağlıyor, dertlerinizi doktora değil sevdiklerinize anlatıyorsunuz, bu inanılmaz bir şey, demişti. Sabah kahvesi, öğleden sonra oturmaları hanımlar arasında sık görülürse de, çalışan kesim cumartesiyi beklemek zorundadır. 1950’li yıllarda hanımlar sabahtan akşama kadar devam eden günlük gezmeler yaparlardı. Bu gezmeler kahveyle başlar, yemekle devam eder, arkasından yaz mevsiminde bağ, bahçe meyveleri; kış mevsiminde çerez, çetnevir ikramları yapılırdı. Yemekli gidilmezse sabah kahvesine veya o dönemlerde çok görülen kabul günlerine gidilirdi. Kabul günlerinin yaygınlaşmasıyla ikramlar tabaklarda verilmeye başlandı. Evlerde yapılan tatlı ve tuzlu kurabiyeler tabaklarda uzun süre yer aldı. Daha sonra yerlerini sıra gezmelerinin ikramlarına bıraktı. Sıra gezmeleri önceleri kabul günü ikramlarıyla başlasa da zamanla “masa açma” şekline dönüştü. Masalarda kurabiyelerle birlikte pasta ve yaprak hamuru ile yapılan pastacı börekleri; daha sonra zeytinyağlı sarmalar, dolmalar, yemekler; sigara, su böreği gibi ev börekleri; kısır, batırık, içli köfte, çiğköfte, muhammara, mantı gibi yöresel yiyecekler de masalara eklendi. 1970’li yıllarda bu ikramların ekonomiye etkilerini inceleyen araştırmalar yapıldığını hatırlıyorum; çünkü herkes ben bir tane fazla yapmalıyım diye ikram çeşitlerini fazlalaştırdı. Çok değerli Prof. Dr. Ayşe Baysal hocamın “hanımlar kısır gibi bir bulgurlu yiyecek, bir de arkasından tatlı ve tuzlu yapın” ikazları bile fayda vermedi, ikramlar arttırıldıkça arttırıldı; Anadolu’da sıra gezmelerinde bu ikram bolluğu hâlâ devam etmekte… Ben de, her şeyde olduğu gibi yemekte de aşırılığa gidilmesini gereksiz buluyorum. Sağlığa zararlı olması bir yana, ev sahibi de yorgunluktan kolaylıkla kendine gelemiyor. Bu hafta dostlarınızla çayınızda size refakat edecek bir kısır tarifine yer verelim. Afiyetle efendim…
Kısır MALZEME (4 kişilik): 1 su bardağı ince bulgur 1 su bardağı su (kaynar) 1 iri soğan (ince kıyılmış) 4 domates (kabukları alınıp, kıyılmış) 4-5 ince biber (ince kıyılmış) ¼ su bardağı zeytinyağı (zevke göre biraz fazla veya az) 1 tatlı kaşığı kırmızı biber ve tuz (zevke göre fazla veya az) 1 yemek kaşığı nar ekşisi veya 2 yemek kaşığı limon suyu Beraberinde Haşlanmış asma veya lahana yaprakları Marul yaprakları (limon sıkılmış) Domates, salatalık dilimleri Turşu Yapılışı: Bulguru kaseye koy. Kaynar suyu karıştırarak ilave et, kapak ört. Bulgur kabarınca sebzeleri, zeytinyağını, tuzu, biberi, nar veya limon suyunu ilave et, karıştır. Tabağa düzenle. |
| ‘Önce yürekleri sonra gözleri güldürdük’ | |
|
NURETTİN ÖZDOĞAN Bir gün bir adam, ilçenin birine okul ziyaretine gider. Okulun bahçesinde gençler top oynamaktadır. Fakat ne var ki gençlerden biri okul bahçe duvarına yaslanmış, ağlamaklı gözlerle top oynayan arkadaşlarını seyretmektedir.
Bu durum, o adamın dikkatini çeker ve gencin yanına giderek, “Sen niye oynamıyorsun?” diye sorar. Gencin verdiği cevap adamın yüreğini acıtır. “Ben de çok istiyorum top oynamayı.” der ve o esnada başı önüne düşer. Adam o zaman fark eder ki; gencin ayakkabısı başparmak kısmından yırtılmıştır. Genç de zaten tam bu noktaya dikkat çeker ve; “Nasıl oynayayım ki? Annem beni ‘ayakkabını yırtmışsın’ diye dövecek.” der. Ve gözleri daha da dolar, dokunsan ağlayacak gibi olur. Bahsettiğimiz kişi Karaman İl Milli Eğitim Şube Müdürü Özcan Büyükgenç. Bu olaydan etkilenen Büyükgenç, 20 kişiden oluşan “Güldüren Yürekler” adında bir gençlik grubu kurmuş gönüllü olarak. Bu yaşadığı olayı gruptaki gençlerle paylaşarak hep birlikte “Gülen Gözler” adında bir gençlik projesi hazırlamaya karar vermişler. Gülen Gözler projesi, Avrupa Birliği Gençlik Programları’ndan faydalandı. Avrupa Birliği’nden kazanılan 9.500 Euro ile yapılan faaliyetlerle Karaman ilinde çok ses getirdiğini söyledikleri projeyi yürüten gençler, bu projeyle spor yapmaya hevesli 340 gence değişik spor malzemeleri hediye ederek gençlerin sporu sevmelerini ve spor yapmalarını sağladı. Gençler, yaptıkları projeyi kısaca şöyle açıklıyorlar: “Birçok gencin önce yüreğini, ardından da gözlerini güldürdük.” Gülen Gözler projesi kapsamında halı saha turnuvası, piknikler ve yemekler düzenleyen Güldüren Yürekler gençlik grubu, huzurevi ve Çocuk Esirgeme kurumlarına da ziyaret düzenleyerek oralarda bulunan çocuk ve yaşlılarla buluşup sosyal bir faaliyet gerçekleştirdi. Projenin liderliğini üstlenen Özcan Büyükgenç, günümüz gençliği için birçok kesim tarafından söylenen “vurdumduymaz, hedefleri ve idealleri yok, günlerini gün etmek için yaşıyorlar” serzenişlerinin de boş olduğunu şu cümlelerle açıkladı: “Birçok genç bize bu proje ile göstermiştir ki; gençlerimiz sosyal ve toplumsal olaylarda çok duyarlılar. Ben bunu huzurevi ziyaretine gittiğimizde, Çocuk Esirgeme Kurumu’na ziyarette bulunduğumuzda yakinen gözlemledim. Gençler toplum için bir şeyler yapmak istiyor. Yeter ki onlara fırsat verelim ve güvenelim.” Projeleri bir vizyon meselesi olarak gören ve projesi olmayan kurumların vizyonu da olmadığına inanan Karaman İl Milli Eğitim Müdürü Sebahaddin Altun da bu gençlerin yaptığı Gülen Gözler projesinin faaliyetlerine bizzat katılarak destek olmuş. |
|
Oğlunun askerde olduğunu belgelemek için askerlik şubesine giden başörtülü Şatiye Dibek, başı kapalı olduğu için içeriye alınmayarak kapıdan kovuldu. | ||
| ||
| |||||||||
|
Milli Eğitim Bakanlığı bu yıl ilk kez uygulanacak SBS'lerle ilgili 44 bin öğrenci ile 3 bin öğretmen üzerinde bir anket düzenledi. Ankette SBS sistemine öğretmen ve öğrencilerin bakışı incelendi. Değişik bölgelerdeki 12 ilde gerçekleştirilen anketin sonucuna göre, öğrenci ve öğretmenlerin yüzde 80'i SBS sistemini beğendi. Öğretmenlerin yüzde 88'i, öğrencilerin ise yüzde 83'ü OKS yerine SBS sistemini 'daha uygun' buldu. Öğretmenlerin yüzde 90'ı, öğrencilerin ise yüzde 75'i aralık ayında yapılan ve 50 bin öğrencinin katıldığı SBS denemesindeki soru içeriğinin derste işlenen konularla örtüştüğünü belirtti. Ankete katılan öğretmenler SBS'nin 'öğrencilerin seviyesine uygun' (yüzde 81) olduğunun altını çizerken, hem öğretmenler hem de öğrenciler SBS'yi 'okul dışında ek bir eğitim almadan yapılabilecek bir sınav' olarak (yüzde 65) değerlendirdi. Öğretmenler SBS sisteminde sınıflara göre yapılan sınavların toplam puana etkisi, diploma notları ve davranış puanlarının yüzde oranlarını da 'uygun' (yüzde 60) buldu. Öğrencilerin önemli kısmı SBS'de başarılı olmak için okul derslerinin yeterli olacağında birleşirken, 6. sınıf öğrencilerinin yüzde 23'ü, 7. sınıfların ise yüzde 31'i SBS'ye hazırlanmak için dershaneye gittiğini kaydetti. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, yeni sistemi getirmeden önce de sivil toplum örgütleri, öğretmen, öğrenci ve idareciler ile tüm kamuoyunun görüşlerini aldıklarını hatırlattı. Bakan Çelik, yeni sınav sistemiyle 'sonucu değil süreci ölçeceklerini' vurguladı. Çelik, şunları söyledi: "Yeni ortaöğretime geçiş sistemiyle amacımız sadece fen veya Anadolu liselerine öğrenci seçmek değil. Süreç odaklı olarak öğrencilerin, öğretmenlerin ve okulların performanslarını ölçeceğiz. Bu performanslara göre eksiklikleri tamamlayacağız. Öğretmenlerimizin de süreç içindeki katkılarını ve okullar arasındaki farklılıkları belirleyecek, bir bütünlük içinde eğitim öğretimdeki eksiklikleri gidereceğiz." Tek sınav stresine son Ortaöğretim Kurumları Sistemi'nde (OKS), ilköğretimin son sınıfında yapılan tek sınavla liselere giriş yapılırken, SBS sisteminde sınavlar ilköğretim 6, 7 ve 8. sınıflara yayılıyor. Öğrencinin toplam puanı hesaplanırken 6. sınıftaki sınavın yüzde 25'i, 7. sınıftaki sınavın yüzde 35'i, 8. sınıftaki sınavın ise yüzde 40'ı esas alınıyor. Diploma notları yüzde 25, davranış notu ise yüzde 5 oranında toplam puanı etkiliyor. | |||||||||
| ||||||||
|
ABD'nin Electronic Frontier Foundation (EFF), Princeton Üniversitesi ve diğer bilgisayar güvenliği kuruluşlarından bir ekip, laptoplar, başlat komutu verilip kilitli bırakıldığında, kapağı kapatılıp "bekleme" ya da "uyku" konumuna getirildiğinde, bilgisayarın ekranı açmak için "şifre" aramaya başladığını belirterek, şifrenin RAM'de kayıtlı olmasından ötürü de bir anda kötü niyetli saldırılara açık hale geldiğini kaydettiler. Bunun bazı popüler disk şifreleme teknolojilerinde, şifrelenmiş veriyi saldırıya açık kılan büyük güvenlik açığından kaynaklandığını belirten bilgisayar güvenliği uzmanları, bu açığın kapatılması amacıyla Microsoft'un BitLocker, Apple'ın FileVault ile açık kaynak TrueCrypt ve dm-crypt ürünlerini geliştirenlerle temasa geçtiklerini bildirdiler. EFF'den teknoloji uzmanı Seth Schoen, bulgularıyla ilgili, "İnsanlar, bilgisayarları kontrolleri dışındayken hassas verilerinin şifreleme teknolojisi sayesinde korunduğunu düşünüyorlar. Ancak, bu yeni tespit ettiğimiz açık, bunun böyle olmadığını gösteriyor. Laptopunuzu kısa süreliğine kaybetmeseniz bile, akıllı bir bilgisayar korsanı hassas bilgiyi yine elde edebilir" diye konuşuyor. -ÇALIŞMAYACAK PROGRAMLAR- Öte yandan Microsoft, Vista işletim sistemi için yakında yapılacak bir güncellemenin, bazı üçüncü tür programların çalışmasına izin vermeyebileceğini açıkladı. SP1 adı verilen ve Mart ortalarında çıkarılacak bu güncellemeden etkilenecek programlar şöyle: -BitDefender AV -Fujitsu Shock Sensor -Jiangmin KV Antivirus 10 -Jiangmin KV Antivirus 2008 -Trend Micro Internet Security -Zone Alarm Security Suite -Iron Speed Designer -Xheo Licensing -Free Allegiance -NYT Reader -Rising Personal Firewall -Novell ZCM Agent | ||||||||
| ||||||||||||||||||
| |||||||
|
İngilizce ve Almancada "Yakup Peygamber'in ekmeği" anlamına gelen bir terimle adlandırılan harnup, yaklaşık 5 bin yıldan beri biliniyor. Yakup Aleyhisselam, rivayete göre çölde ekmek yerine harnup yemiştir. Keçiboynuzunun en önemli özelliği nefes darlığına karşı oldukça etkili olması. Bu etken madde hemen hemen başka hiçbir bitkide bulunmuyor. Alerjinin neden olduğu nefes darlığı problemlerinde de rahatlıkla kullanılabiliyor. Antakya'da Meydan Çarşısı'nda dededen kalma aktarlık mesleğini sürdüren Oktay Mısırlıoğlu, keçiboynuzunun insan sağlığı açısından önemini anlatıyor ve her geçen yıl satışlarının arttığını ifade ediyor. Oktay Mısırlıoğlu, bin derde deva olarak bilinen keçiboynuzunun, ağrı kesici, antiseptik, bağışıklık güçlendirici özelliğinin yanı sıra kansızlıktan nefes darlığına, akciğer-karaciğer hastalıklarından bronşite, çocuk felcinden sigaranın zararlı etkilerine kadar birçok rahatsızlığa iyi geldiğini kaydediyor. Harnup pekmezinin özellikle kalsiyum bakımından zengin olduğu belirtiliyor. İçindeki E vitamini sayesinde öksürüğe, gribe, kemik erimesine ve kansızlığa iyi geliyor. Keçiboynuzu, balgam söktürüyor, göğsü yumuşatıyor ve bronşları açıyor. Yüksek ham selüloz etkisi ile bağırsak rahatsızlıklarına ve gastrite karşı da etkili | |||||||
| ||||||||
|
| ||||||||
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'ın kuzeyine başlattığı kara harekâtı genişleyerek devam ediyor. Türkiye sınırına yakın bölgelerde konuşlanan topçu birlikleri, menzili 40 kilometreyi bulan obüs toplarıyla PKK'nın kamplarını ateş altında tutarken kara birlikleri dün 4 ayrı noktada teröristlerle sıcak temas sağladı.
Genelkurmay'dan yapılan açıklamada çıkan çatışmalarda 2 askerin şehit olduğu, 35 teröristin ise etkisiz hale getirildiği bildirildi. İki gün içinde öldürülen PKK'lı sayısı ise 79'a çıktı. Gün boyu süren operasyonlarda terör örgütünün merkez karargâhının yer aldığı Kandil Dağı'na da havadan ve karadan bomba yağdı.
Teröristlerin kullandığı çok sayıda tesis ve mağara imha edildi. Sınır bölgesine askerî sevkiyat sürerken bölgede güvenlik önlemleri ise yoğunlaştırıldı. Büyük şehirlerde sokak eylemleri ve bombalı saldırılara karşı alarm verildi. Poliste izinler kaldırıldı. Kara harekâtının dünyadaki yankıları da sürüyor.
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, operasyonun hedefinin terör örgütü olduğunu vurgularken, benzer bir açıklama da Irak hükümet sözcüsü Ali Dabbağ'dan geldi. Dabbağ, kara harekâtına yaklaşık bin Türk askerinin katıldığını söylerken, "Harekât PKK'yla sınırlı olacak. Türk komutanlar bize güvence verdi." dedi. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Türkiye'ye destek açıklaması yaptı. Rice, "PKK konusunda mutlak bir dayanışma içindeyiz." diye konuştu. Arap Birliği ise harekâtın durdurulmasını istiyor.
TSK'nın Kuzey Irak'a düzenlediği kara operasyonu genişleyerek devam ediyor. Perşembe gecesi Habur, Şemdinli ve Uludere kırsalından PKK militanlarını yok etme amacıyla 7 bin askerle kara harekâtını başlatan güvenlik güçleri, zor arazi şartlarına rağmen kararlılığını sürdürüyor. Genelkurmay, internet sitesinden dün yaptığı açıklamada öldürülen teröristlerin sayısı 79'a ulaşırken, 2 şehit daha verildiğini duyurdu. Böylece operasyonun başından beri hayatını kaybeden Mehmetçik sayısı 7'ye ulaştı. Bölgenin 4 ayrı kesiminde sıcak temasın yaşandığı belirtilen açıklamada, içerisinde ağır uçaksavar silahlarının da bulunduğu, terör örgütüne ait çok sayıda silah mevziinin tahrip edildiği aktarıldı. Ayrıca, PKK'nın, birliklerin ilerlediği yollara yerleştirdiği uzaktan kumandalı patlayıcılar ve mayınların imha edildiği, teröristlerin barındığı mağara ve sığınakların kullanılamaz hale getirildiği ifade edildi. Bu arada alınan bilgilere göre Özel Kuvvetler Komutanlığı'na bağlı bordo bereliler ile Jandarma Özel Harekât timlerinin öncü kuvvet olarak görevlendirildiği operasyonda, asıl unsuru eğitimli komandolar oluşturuyor. Zırhlı araçların intikal edemediği bölgelere avcı kolunda ilerleyen öncü birlikler, astsubay ve subaylardan oluşuyor.
Hava sıcaklığının gece -20 dereceye kadar düştüğü Kuzey Irak'ta birlikler PKK kamplarının bulunduğu Saka, Babu ve Amedi bölgesine kadar ilerledi. Birlikler pusu ihtimaline karşı çok dikkatli hareket etmek durumunda. Hava desteğinin sağlanmasından sonra kara birliklerinin intikal ettiği belirtiliyor. Askerlerin her türlü ihtiyacını TSK Lojistik Komutanlığı karşılıyor. Hem ana karargâh hem de birlikler arasındaki iletişimi Genelkurmay Elektronik Sistemler (GES) Komutanlığı'nın bölgeye gönderdiği son teknoloji ürünü araçlar sağlıyor. Harekâtta İsrail yapımı insansız hava aracı Heronlardan da faydalanılıyor. Heronlar, Kuzey Irak semalarında aldığı görüntüleri Diyarbakır ve Ankara'da bulunan komuta merkezine aktarıyor. Heronların yanı sıra gece görüş sistemine sahip 32 Süper Kopra helikopterin kullanıldığı öğrenildi. Mehmetçiğin başlıca hedefleri Avaşin, Zap, Hakurk, Loran ve Kelareş kampları. İsmail Avcı, Diyarbakır
Mehmetçiğin sırt çantasında dört günlük yiyecek var
Kara harekâtına başlayan Mehmetçiğin silah ve teçhizatının yanı sıra sırt çantasında dört günlük erzak bulunuyor. Günlük harcadığı 3 bin kaloriye göre hesaplanan erzak, Mehmetçiğin dört gün boyunca aç kalmasını önlüyor. Besin değeri ve kalorisi yüksek yiyeceklerden oluşan erzakın yanı sıra vücudu sıcak tutan helva ve şeker de bulunuyor. Sırt çantasında bal, peynir, helva, su, çikolata, konserveler, et, balık; yatması için şilte, gocuk, ekstra cephane ve ip bulunuyor. Sırt çantalarının ağırlığı ise 30 ile 40 kilo arasında değişiyor. İsmail Avcı, Diyarbakır
| ||||||||
|
| ||||||||
DÜNYA DONUYOR, YÜZLERCE İNSAN SOĞUK VE AÇLIKTAN ÖLÜYOR!
Birçok ülkede insanlar, zor kış şartları altında hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Özellikle son 30 yılın en soğuk kışını yaşayan Afganistan’da soğuğun etkisi inanılmaz boyutlara ulaştı. 926 kişinin öldüğü, 321 kişinin yaralandığı, 316.000 hayvanın telef olduğu Afganistan’da halk, açlık ve ölümle savaşıyor. Çocuklar, hastalar, yaşlılar ve hamile kadınlar hava koşullarından çok olumsuz etkileniyor.
Tacikistan da geçtiğimiz günlerde geçirdiği zorlu kış döneminin etkilerini azaltmaya, toparlanmaya çalışıyor.
Birleşmiş Milletler, İslam Konferansı Teşkilatı ve Dünya Gıda Örgütü kış şartlarından olumsuz etkilenen Afganistan, Tacikistan ve diğer bölgeler için tüm dünyayı yardıma çağırdı.
***
Kış zor geçiyor. Şartlar giderek ağırlaşıyor.
Türkiye’de de çok sayıda ilçe ve köyün yolları kapandı. Çocuklar okula gidemiyor. Hastalar saatlerce karlı yollarda taşınarak hastanelere götürülüyor.
Soğuk afetinin etkilerini en aza indirmek için var gücüyle çalışan Deniz Feneri, nakdi ve ayni yardımlarla ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşuyor.
Siz de bağışlarınızla, bu zor kış şartlarında soğuk, açlık ve ölümle mücadele eden herkese Deniz Feneri aracılığıyla acil yardım ulaştırın.
|
|